• 9 ay önce
  • 0 Yorum
  • 345 Görüntülenme

Kitabı Hayatın Merkezine Almak

Kitabı Hayatın Merkezine Almak

Kitabı Hayatın Merkezine Almak

Yetişkinlerin/eğitimcilerin kişisel tarihlerinde ve gündelik rutinlerinde kitaba dair etkileyici ve anlamlı öyküleri olmalıdır ki çocukları/öğrencileri de kendi öykülerini oluşturabilsinler. Sayısız öğretmenimizin kitaplarla ve öğrencileriyle birlikte masalsı dünyalar kurmanın yollarını aramaktan geri durmadığını biliyoruz. Bu özverili eğitimciler, her gün sınıflarında kayıp kıta Atlantis’i keşfetmek için uğraş veriyor. Öğrencilerine Kafdağı’nın arkasını merak ettiren, Simurg’u bulmak için kitaplarla dolu maceralı yolculuklarında onlara eşlik eden bütün öğretmenlerimiz takdiri ve desteği hak ediyor.

Öte yandan kitaba ve dolayısıyla okumaya yönelik didaktik algı, masalsı ve fantastik dünyaların kapısını aralamamızı güçleştirmekte, edebî ve estetik dünyamızı her geçen gün çölleştirmektedir. Çocuklardan önce biz yetişkinler kendimize bir fırsat vermeli, edebî olanı hayatımıza tekrar çağırmanın yollarını aramalıyız. Kitaba dair algılarımızı yeniden gözden geçirerek önce biz hayal kurmalı; edebî eserin bir meta olarak algılanmasına, düşünceye prim vererek ve kitabı hayatımızın merkezine alarak cevap vermeliyiz.

Kitabı Hayatın Merkezine Almak

Şu konuyu büyük bir dikkatle ele almamız gerekir: Harflere ve kelimelere yemin edilen bir Kitab’ın dinine mensup olanların, tek bir kitabı daha iyi anlamak için okunan bütün kitapların çağrıştırdığı anlama sahip çıkması elzemdir. Kelimelere hayatımızda yer vererek onlarla kanatlanmalı; kelimelerle örülü “büyüsü bozulmamış” bir dünyayı tekrar inşa etmeliyiz. Harflerle, kelimelerle ve cümlelerle örülü bir zihniyete yeniden hayat vererek yitik malımız olan “hikmet”i bulma yolunda hem derinlikli hem de estetik tutumlar ve tavırlar geliştirmeliyiz.

Gelelim kitabın en müthiş macerasına; Kitap sayfalardan, sayfalar satırlardan, satırlar kelimelerden… Ve kalem irkilir, titrer. Birden derin bir nefes alıp dalmaya başlar. Nefesi yetmeli, ufuktan çıkmalıdır. O sırada neler olur, bir sırdır söylenmez.Sonunda kalem başını çıkartır sudan.
Kitap vardır, okuruyla buluşup, zihnine kozalaklarını, tohumlarını bırakır. O tohumlar iklimini bulunca yeşerir, fidan olur. Kitap ağaç olup meyve verir. Meyve veren ağaçların taşlandığı da olur baş tacı edildiği de. Ne çıkar öyle de olsa böyle de… Kudret sahibi, bir eserin var olmasını murad etmiş ve bir gökyüzü gibi açılmıştır şemsiye. Gölgesi de olur, yağmuru da; meyvesi de olur, tohumları da… Bu öykü, yağmurla denizin öyküsüne benzer. Bu öykü, hiçbir öyküye benzemez..

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar