• 3 ay önce
  • 0 Yorum
  • 3735 Görüntülenme

Kurban etlerinin yenmesi ve saklanması

Kurban etlerinin yenmesi ve saklanması

Kurban etlerinin yenmesi ve saklanması…

Kurbanı kesen mükellefin ve aile halkının kurban etinden yemesi müstehaptır: “Ta ki menfaatlerine şahit olsunlar. Allah’ın onlara rızık olarak verdiği hayvanları belli günlerde kurban ederken, O’nun adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, çaresiz aç kalmış yoksulu da doyurun.” (Hac, 22/28); “Kurbanlık büyükbaş hayvanları sizin için Allah’ın nişaneleri kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde), üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları üzerlerine düşüp canları çıkınca, onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de, istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredersiniz diye onları sizin hizmetinize verdik.” (Hac, 22/36) Hz. Peygamber de, “Kurban etini yeyin, yedirin ve biriktirin. (..)” (Buhârî, edâhî, 16; Müslim, edâhî, 34) buyurmuştur.

Kurban etlerinin yenmesi ve saklanması

Kurban etinin değerlendirilmesiyle ilgili esasların anlatıldığı hadislerde, bu etlerin yenilebileceği, yedirilebileceği, biriktirilebileceği ve de tasadduk edilebileceği ifade edilmiştir. Konuyla ilgili bazı rivayetlerde, Peygamberimizin (s.a.v.) önceleri kurban etinin üç günden fazla tutulmaması gerektiğini ifade ettiği, ancak daha sonra bu sınırlandırmayı kaldırdığı ifade edilmektedir. Bu sınırlandırmanın gerekçesi, hicretin ikinci yılındaki ilk kurban bayramında, çevreden birçok fakir kabile mensubunun Medine’ye akın etmiş olması ve sıkıntı içinde başka insanların da bulunmasıydı. Bu durum sonucunda, ivedi ve doğru bir çözüm olarak, Allah’ın Elçisi kurban etlerinin üç gün içinde tüketilmesini ve dağıtılmasını, evde kurban eti bırakılmamasını istemiştir. Ertesi sene toplumun genel seviyesinde iyileşme görülünce, üç gün sınırlamasını kaldırıp kurban etinin yenmesini, yedirilmesini istemiş ve ileriki günlerde yenecek şekilde hazırlanıp biriktirilmesine, saklanmasına müsaade etmiştir.
(Buhârî, edâhî, 16; Müslim, edâhî, 18; Ebu Davud, dahâyâ, 9-10; Kütüb-i Sitte, no: 1481)

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar