• 10 ay önce
  • 0 Yorum
  • 495 Görüntülenme

Sosyal Medya ve Mahremiyet

Sosyal medya ve mahremiyet

Sosyal medya ve mahremiyet konusu sık sık gündeme geliyor. Epey tartışılan “sosyal medya ve mahremiyet” meselesi çok önemli. Mahremiyetin sınırları nerede başlar nerede biter, kestirmek güç. Çünkü ihlal edilmesi söz konusu oluyor. Burada belki birkaç detayın üzerinde durmak gerek. Bunlardan bir tanesi, mahremiyet dediğimizde sadece beden mahremiyeti olarak bakmamamız lazım. Çünkü çok fazla beden mahremiyeti olarak bakılıyor. Peki ne demek beden mahremiyeti? İnsanın resimlerini paylaşması. İnsanın ailesi içerisinde kalması gereken resimleri, sosyal medyada herkesin görebileceği şekilde paylaşması sıkıntı. Başkasının izni olmadan onun resimlerini paylaşması sıkıntı. Herhangi bir konuda yeterli bilgisi olmayan bir insanın, mesela küçücük bir çocuğun özel resimlerini paylaşması sıkıntı. Bunlar bedensel mahremiyete giriyor, ihlal edilmemesi lazımdır.

İkincisi ise sosyal medyada dil mahremiyeti var. Dil mahremiyeti ne demektir? Dil mahremiyeti kişinin dilinin ölçülü olması,  özel hayatına zarar verecek şekilde, dengesini, bünyesini bozacak biçimde kullanmaması, ona karşı kullanılmamasıdır. Sosyal medyada dil mahremiyetinin olmadığını çokca görüyoruz. İnsanlar birbirlerine mahremiyetlerine zarar verecek şekilde hitap ediyorlar. Çok samimi bir şekilde, çok özel bir şekilde, belki hakaretvâri bir şekilde, çok aşağılayıcı, çok incitici bir şekilde olabiliyor. Farklı farklı formları var. Ama temelde diyeceğimiz şu ki; dil mahremiyetine de dikkat etmek lâzım. Bir insan en yakın arkadaşına konuştuğu üslubu sosyal medyada göstermese iyidir. Sosyal medyanın bir ölçüsü olacak. Neticede dil mahremiyetini korumak lazım.

Bir diğeri de; yaşantı mahremiyeti. Bazıları özel hayatlarını, anılarını, ilişkilerini herkesin görebileceği bir şekilde paylaşıyorlar ya da bir insanla ilgili yaşadıklarını paylaşıyor. Halbuki o yaşantının ortağı olan insanın buna rızası yok. Ona hassasiyet göstermesi, izin alması lazım. Ya da hiç paylaşmaması gerekir. Herkes her yaşantımızı bilecek diye bir şey yok, yaşantı mahremiyetinin de korunması gerekiyor.

Bir diğeri ise düşünce mahremiyetidir. Yani benim her düşündüğümü, hemen herkes bilmek zorunda değil. İnsanlar düşüncelerini süzmeden, işlemeden hemen yazıyorlar. İşlemeden, düşünmeden, süzmeden, uluorta yazmamak konuşmamak lazım. Çünkü ham düşünce, ham insanların daha da hamlaşmasına sebep olabiliyor. Yazdıklarınızı kimin hangi düşünceyle, hangi altyapıyla okuduğunu bilemiyorsunuz. O yüzden biraz daha ölçmek, tartmak, işlemek lazım söylediklerimizi, yazdıklarımızı. Bu sözüm nereye gider? Bu sözümden kim nasıl etkilenir diye tartmak lazım. Bakıyorsunuz çok iyi niyetlerle söylenmiş sözler, çok yanlış anlaşılıp, çok yanlış şekilde insanları olumsuz etkileyebiliyor.

Sosyal medya ve mahremiyet

Dolayısıyla sosyal medyada bu dört mahremiyete dikkat etmek lazım. Burada insan içine çıkma meselesi çok önemli. Yani insan içine çıkacak şekilde, yeterince olgunlaştığı zaman düşüncemizi sosyal medyada yayınlamalıyız. Dilimizi insan içine çıkacak şekilde şekillendirip öyle kullanmalıyız sosyal medyada. Yaşantımız insan içine çıkmaya değer yaşantılar olduğu zaman paylaşmalıyız. Resimlerimiz, özel yaşantılarımız, özel paylaşımlarımız da insan içine çıkmaya değer, lâyık olduğu şekilde paylaşmalıyız. Bütün bunlara yani sosyal medya ve mahremiyet dikkat edilirse sosyal medya bize zarar değil fayda verir, hayatımız fakirleştirmez zenginleştirir, ilişkilerimizi daraltmaz genişletir.

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar