• 2 ay önce
  • 0 Yorum
  • 245 Görüntülenme

Aşkta tesadüflere inanır mısınız?

Aşkta tesadüflere inanır mısınız?

Aşkta tesadüflere inanır mısınız ?

Hiç düşündünüz mü neden onunla beraber olduğunuzu? Neden başkası değil de o kadın ya da o erkek diye sordunuz mu? Hayatta karşımıza çıkan her şey bir tesadüften ibaret olsaydı ve hiçbir şeyi öngöremez olsaydık… Bir film sahnesi gibi kadın ve erkek karşılaşır. Ansızın şimşekler çakar. Zaman durur ve dünyada sadece ikisi kalır. Bu büyü bir dakika, bir gece ya da bir ömür boyu sürebilir. Hiç şüphesiz her karşılaşmanın özel bir yanı var.

Aşkta tesadüflere inanır mısınız?

Aşkta tesadüflere inanır mısınız?

Ah! O duygular yok mu? Duygular bizi yönlendirdiği gibi, peri masallarının akışını değiştirir, griyi pembeye, gümüşü altına çevirir. Sakin ve olaysız hayatımız geride kalır. Bulutların üstünde buluruz kendimizi. Sosyologlar, insanı kendi kabuğunda yaşamak zorunda olan bir yengece benzetiyor. Kabuğundan tek çıkış yolunun ise kendini sevdiğine teslim etmekten, tek yürek olmaktan geçtiğini söylüyor. Peki, milyonlarca insanın içinden özellikle o kişiyi seçmemizin sebebi nedir? Kimi insan birkaç yıl bir arada çalışmalarına rağmen, bir gece birbirlerini ilk kez görmüşçesine nasıl aşık oldu? Kimisi de aradaki yaş ve sosyal statü farkına rağmen nasıl oldu da mutluluğu birbirlerinin kollarında buldu? Tesadüf mü, Eros’un okları mı? Tabii ki değil! Hayatta karşımıza çıkan her şey bir tesadüften ibaret olsaydı ve hiçbir şeyi öngöremez olsaydık çevremizdeki her şey kontrolden çıkardı.

Aşkta tesadüflere inanır mısınız ?

İki kişinin tanışması için en uygun koşulların aynı yerlere gitmek, aynı iş yerinde çalışmak ya da aynı spor merkezine gitmek olduğunu söylemek için sosyolog olmaya gerek yok. İhtimaller kanunu her şeyde olduğu gibi ilişkiler için de geçerli. Tabii ki biriyle aynı sosyal çevrede yaşamasanız bile onunla birlikte olma olasılığınız var. Bilim adamlarıysa bir ilişkinin başlamasını biyolojiye dayandırıyor. Kişinin yaydığı görsel, akustik ve hormonal sinyallerin karşı tarafın algısında etki yaratmasıyla “aşık olma” dediğimiz olay gerçekleşir. Aşkta bu kadar mantık aramak  ne kadar doğru, tartışılır… Aslında aşkla ilgili gerçekleri aramamız gereken tek yer ruhun derinlikleridir.
Aşkta tesadüflere inanır mısınız?Hayatta yaşadıklarımızın bilinç dışımız tarafından yönlendirildiğini ortaya atan ilk kişi Freud’du. Ona göre, “Aradığın aşkı bulmak, aslında onu zaten var olduğu yerden çıkarmaktır; insanoğlunun arzuları bu şekilde işler.” Marcel Proust da, “Önce hayalini kurarız, sonra o kişiyle karşılaşırız” sözleriyle aynı şeyi kastediyor aslında. Çiftlerarası problemlere yönelen ilk psikoterapistlerden olan Jean-Georges Lemaire’e göre romantik ilişkilerde kişilerin geçmişi, enerjileri ve birbirlerini tamamlama özelliklerinin etkisi yadsınamaz. “Aşık olmak birbirini tamamlayan iki kişinin bilinçsizce birbirini bulmasıdır”diyor Lemaire. Karşınıza çıkan kişi sizde bazı duygular uyandırır, çünkü o sizin içinizdeki çocuğa ve en derin benliğinize dokunur. Yazar Isabelle Yhuel beyaz atlı prensin tanımını şöyle yapıyor: “Beyaz atlı prensiniz sizin özelliklerinize dokunan.”

Aşkta tesadüflere inanır mısınız?

Aşkta tesadüflere inanır mısınız?

O kişiyi ilk gördüğünüzde, onu sanki daha önceden tanıdığınızı hissedersiniz. Çocukluktan bugüne kadar yaşanan her türlü deneyim, kişinin gelecekteki arayışını şekillendirir. Hep annesiyle bir arada olan bir çocuğun, gelecekte annesine benzer bir kadın araması kadar doğal bir şey yoktur. Her insan kendi içinde mükemmel ve biricik kabul ettiği anne sevgisine benzer bir sevginin özlemini çeker. Kadın ya da erkek, kimisi bu sevgiyi arar, kimisiyse tersini arama yöneliminde olur.

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar