• 1 hafta önce
  • 0 Yorum
  • 2864 Görüntülenme

Bir Robot Kol Hikayesi

Bir Robot Kol Hikayesi

Birçok insan, eliyle ayağıyla yapabildiği küçük hareketlerin bile aslında bizlere bahşedilmiş ne kadar büyük nimetler olduğunun farkında değil. Bu hareketleri yapamaz hale gelince anlarız küçük görünen bu büyük nimetleri. Mesela, rahat oturma adına, ayağı koltukta alta alabilmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu, dizi bükülme kabiliyetini yitirmiş ve yıllarca bu hareketi yapamayandan başkası yeterince anlayamaz. Ya felç neticesi, vücudunun bir kısmını veya tamamını hareket ettiremeyenlerin durumu!

Jan Sheuerman, Kaliforniya’da yaşayan, 40 yaşında felç geçirmiş iki çocuk annesi bir kadın. 14 yıldan beri yatağa mahkûm ve vücudunu hareket ettirecek hiçbir kasa hükmü geçmiyor. 2012 yılında felçli insanlarla alâkalı izlediği bir belgesel onu Pittsburg Üniversitesi’nde devam eden bir çalışmada gönüllü olmaya yöneltti. Doktorlar beyninde motor kortekse bir implant uyguladılar: Utah Elektrot Dizisi (Utah Electrode Array). Sheuerman, oldukça ağır ağrılarla uyandı. Tek korkusu, beklenen neticeye ulaşılamaması durumunda, ağrıları boşuna çekmiş olmaktı. Ancak korkulan olmadı… Beynindeki implanttan “Hektor” adı verilen bir robot kola giden kablolar, Sheuerman’ın düşüncesini robota ulaştırabiliyordu. Ellerini sıkmak istediğini düşünüyor, parmaklar içe doğru kıvrılıyor; kolunu kaldırmayı düşünüyor, kol yukarı doğru hareket ediyordu. Çalışmaların üçüncü haftasında artık Hektor, Sheuerman’ın düşüncelerine bağlı olarak her yöne hareket edebilir hâle gelmiş; hattâ Sheuerman, Hektor ile ağzına çikolata parçası bile götürebilmişti.

Aslında uygulama, “beyin ile kontrol edilen bilgisayar” çalışmalarının farklı bir hâliydi. Zîrâ kafatasından çıkan kablolar yaklaşık 4,5 kg. ağırlığındaki Hektor’un işlemcisine sinyal girişi sağlamaktan başka bir iş yapmıyordu.

Her şey düzenli bir hâlde, başarıyla ilerlerken bir süre sonra Hektor düşüncelere cevap vermemeye başladı. Zîrâ vücut, beyne takılan elektrotlara tam uyum sağlayamamış ve elektrotların bulunduğu bölgede yara dokusu meydana gelmişti.

Nöronlardan sinyal alarak, bunları dış dünyada işleme ve vücudun elektrik sistemini tıbbî araştırmalarda kullanma düşüncesi, 1920’lerdeki ilk uygulamalara kadar gider. Eberhard Fetz, 1969 yılında bir maymunun beyninde tespit edilmiş bir nöronu tetikleyerek hayvanın bazı hareketleri daha hızlı yapabileceğini gösterdi. Bu, ilk makine-beyin iletişimi idi. Sözkonusu çalışmaların en ileri safhası bugün karşımıza Utah Elektrot Dizisi olarak çıkmıştır.

Sheuerman’ın beynine yerleştirilen iki implanttaki 192 elektrot ve 270 nöron aynı ânda veri iletişimi gerçekleşmiştir. Beyin ile bu ölçekte veri iletişimi ilk defa sağlanmıştır. Hastanın, düşüncesi ile bu kadar başarılı hareketler yapabilmesi de, ölçeğin genişliğine bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Nöronlardan alınan sinyaller kod çözücü (decoder) adı verilen bir bilgisayar yazılımı ile yorumlanmıştır.

Utah Elektrot Dizisi, 1990’lı yıllarda geliştirildi. Sheuerman’da karşılaşılan elektrotların nöronlarla temas bölgelerinde meydana gelen yara dokusu problemi, daha önce hayvanlarda yapılan denemelerde de ortaya çıkmıştı. Bu, sistemin bir canlı beyni ile uyumlu çalışmasında halen en büyük engel… Araştırmacılar, söz konusu bu problemin çözülmesi halinde, hastaların düşünce gücü ile piyano bile çalabileceğini iddia ediyor.

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar