• 4 hafta önce
  • 0 Yorum
  • 7287 Görüntülenme

Çöldeki Zenginlik

çöldeki zenginlik

Çöldeki Zenginlik

Çöldeki hayat; mahrumiyet, meşakkat, tehlike demektir. Bu yüzden pek çok araştırmaya, film, dizi veya belgesele konu olmuştur. Bugün yaklaşık 350 milyon insan ve sayısız canlı çöllerde yaşamaktadır.

Çöl tâbiri, metrekareye düşen yıllık yağış ortalamasının 250 milimetrenin altında olduğu kurak yerler için kullanılır. Yeryüzünün yaklaşık üçte biri çöllerle kaplıdır. Çöl dendiğinde çoğumuzun aklına uçsuz bucaksız uzanan kum tepeleri, kaktüsler ve dayanılmaz sıcaklar gelmektedir. Bununla birlikte çöllerin hepsi sıcak yerler değildir. Dünyanın en soğuk yerlerinden bazıları da çöllerle kaplıdır. Afrika’daki Sahra Çölü’nün sıcak kumullarından Antarktika’nın donmuş düzlüklerine kadar yeryüzünün farklı kıtalarına yayılmış çöllerin tek ortak hususiyeti, bu bölgelere düşen yağışın çok az olmasıdır.

Çöller, çok farklı hususiyetlerde olabilir. Afrika’daki Kalahari Çölü gibi bazı çöller gündüzleri sıcak, geceleri soğuktur. Çin’deki Taklamakan Çölü gibi her zaman soğuk olan çöller de vardır. Antarktika ve Grönland’ın buz çöllerinde de sıcaklık ortalaması genellikle sıfırın altındadır. Şili’deki Atacama Çölü ise, okyanus kıyısında olmasına rağmen, dünyanın en kurak yerlerindendir.

ÇÖLLERİN TEŞEKKÜLÜ
Çöllerin teşekkülünde çok farklı sebepler rol oynar. Bunlardan biri yüksek basınçtan kaynaklanan kuru havadır. 30–35 derece Kuzey ve Güney Enlemleri arasında bulunan dar kuşaklardaki yüksek basınç sebebiyle meydana gelen ve ticaret rüzgârları olarak adlandırılan rüzgârlar, Ekvator’a doğru eserken ısınır. Yeryüzündeki büyük çöllerin çoğu (Afrika’daki Sahra Çölü gibi) ticaret rüzgârlarının geçtiği bu bölgede yer almaktadır. Bu sıcak ve kuru rüzgârlar, bulut örtüsünün dağılmasına ve neticede kara yüzeyinin doğrudan güneş ışınlarına maruz kalarak ısınmasına sebep olur. Isınan toprakta bulunan az miktardaki su, çabucak buharlaşır; bu da kuraklığa sebep olur.

Okyanuslardaki soğuk su akıntıları, çöl teşekkülünde rol oynayan bir diğer faktördür. Ilıman bölgelerdeki karaların batı kıyıları boyunca görülen soğuk su akıntıları, deniz yüzeylerinin ve neticede yukarıdaki hava kütlesinin soğumasına sebep olur. Soğuyan havanın su tutma kapasitesi azalır ve neticede yağmur kıyılara ulaşamaz. Karadan denize doğru esen rüzgârlar da nemin uzaklaşmasında rol oynar. Şili’deki Atakama ve Güneybatı Afrika’daki Namib Çölü bu şekilde oluşmuştur.

Çöllerin teşekkülünde önemli bir başka faktör de “yağmur gölgesi” olarak adlandırılan hâdisedir. Denizlerden karalara doğru ilerleyen nemli hava, kıyıda sıra dağlarla karşılaştığında yamaç boyunca yükselmeye başlar. Yükselen hava soğuyarak nemini yağmur şeklinde bırakır. Bundan dolayı, dağı aşarak iç bölgelere ilerleyen hava kuru kalır ve alçalırken de ısınır. Yere ulaşan kuru hava, zaten kuru olan ortamın daha da kurumasına sebep olur. Kalifornia’daki Nevada Dağlarının gölgesinde bulunan Mojave Çölü bu şekilde teşekkül etmiştir.

“Biz demiri de indirdik ki, onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. (Hadîd, 57/25)”

Atmosfere taşınan tozların fotosentez yapan mikroskobik yeşil deniz bitkilerinin (fitoplanktonlar) hayat devridâiminde mühim rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Büyük Sahra üzerindeki meteorolojik şartlar sebebiyle yılın belli dönemlerinde atmosfere kaldırılan toz, havada uzun süreli bir taşınma sürecine girer. Karalardan kaldırılan toz içerisinde bulunan ve normalde canlı vücudunda kullanılmayan Fe+3 iyonları, su buharından müteşekkil bulutlarla buluştuğunda, güneş ışığının da tesiriyle gerçekleşen birtakım karmaşık reaksiyonlar zinciri neticesinde Fe+2’ye indirgenir. Bulut içerisinde çözünen bu indirgenmiş demir (Fe+2) fitoplankton olarak adlandırılan tek hücreli deniz canlılarının gıdasıdır. Fotosentez yapma hususiyetiyle donatılmış bu tek hücreli deniz canlıları, okyanuslardaki besin zincirinin en ehemmiyetli halkalarındandır. Zîrâ diğer canlılarla birlikte soluduğumuz oksijenin yaklaşık % 70’i ve suda yaşayanların gıdası, demirle beslenen bu fitoplanktonlar vesilesiyle sağlanır. Bu canlılara ayrıca karbon devridâiminde de vazife verilmiştir. Böylece atmosferdeki ısı dengesi sağlanmakta ve hayatın devamı için gereken oksijen miktarı kontrol altında tutulmaktadır.

 

ÇÖL KUMUNDAKİ HİKMETLER
Peki, yeryüzünün üçte birini kaplayan çöller, çorak ve hiçbir işe yaramayan boş kum düzlükleri midir? Allah’ın (celle celâluhu) Hakîm ismi gereğince her şey bir hikmet üzere ve bir gayeye matuf olarak yaratılıp, mühim vazifelerle tavzif edilmiştir. Çöllerin iklim üzerinde ve yağmur bulutlarının teşekkülündeki tesirlerinin yanı sıra bitkilere besin kaynağı olma gibi çok mühim vazifeleri vardır.

Sıcak çöllerde, toprakta organik madde miktarı az olmasına karşılık, mineral boldur. Sahra Çölü’nde görülen ve Siroko adı verilen kurak ve sıcak rüzgârlar, toz ve kumun atmosfere yükselmesine vesile olur. Atmosfere yükselen çöl tozu, büyüklükleri 0,1–10 mm arasında değişen (ortalama 2 mm) taneciklerden meydana gelir. Büyüklüklerine göre birkaç saatten birkaç haftaya kadar havada asılı kalabilen bu tanecikler, atmosferdeki hava akımları vasıtasıyla binlerce kilometre ötedeki mesafelere taşınabilir. Sahra tozları bu şekilde Amerika kıtasına, Kuzey Avrupa’ya ve Anadolu’ya kadar ulaşır.Kupkuru çöllerden kalkan tozların atmosfer içerisinde taşınması; bu tozlardaki demirin, bulutlarda geçirdiği karmaşık reaksiyonlar neticesinde canlı vücudunda kullanılabilir hâle getirilmesi ve bunun da rızık olarak yağmurla yeryüzüne indirilmesi ve neticede ortaya çıkan diğer hâdiseleri, “Kendi kendine oldu!”, “Tabiat yaptı!” veya “Tesadüfen oldu!” diyerek izah etmeye çalışmanın aklî ve “bilimsel” olmadığı aşikârdır.

Araştırmalar, rüzgârın binlerce kilometre öteye taşıdığı bu tozların, Karayipler’deki mercan kayalıkları ve Atlas Okyanusu’ndaki fırtınaların sıklığı üzerinde tesiri olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar, her yıl sadece Amazon deltasına 13 milyon tondan fazla toz taşındığını ve Amazon yağmur ormanlarındaki inanılmaz bitki zenginliğinin bu bitkiler için bol miktarda besin ihtiva eden çöl tozuna bağlı olduğunu belirlemiştir. Atmosferde genellikle birkaç kilometre yükseklikte taşınan toz, bulutlardaki buharın veya aşırı soğumuş su damlacıklarının yağış olarak yere inebilmesi için gerekli çekirdeğin teşekkülünde rol oynar. Çekirdek, atmosferik nemin, üzerinde yoğunlaştırıldığı parçacıktır. Çekirdeğin yokluğunda bulutlar, çok daha düşük sıcaklıklarda dahi yağış hâline gelemez. Çöllerden yükselen toz ve kum parçacıkları, deniz dalgalarıyla serbestlenen tuz ve sülfat zerreleri, volkanik aktivitelerin küllerinden çıkan sülfat ile fitoplanktonlarda sentezlenen kükürt temelli dimetilsülfit bileşiği gibi tanecikler çekirdek teşkili için rüzgârlar yardımıyla atmosfere sevk edilir.

ÇÖLDE HAYAT
Dünya nüfusunun % 5’i çöllerde yaşamaktadır. Ancak çöller, bitki ve hayvan türleri açısından yoksul bölgeler değildir. Çöl ekosistemleri, dünyanın başka bölgelerindeki ekosistemler kadar zengindir. Çöllerdeki hayat şartlarına uygun kabiliyetlerle donatılmış birçok bitki ve hayvan türü, çöllerde yaşar. Sıcak çöllerde yaşayan bazı böcekler, su ihtiyaçlarını bedenlerine yapışan çiğ damlacıklarıyla karşılayacak şekilde yaratılmışlardır. Böceğin sırtındaki minik damlacıklar, böcek öne doğru eğildiğinde toplaşıp su damlası hâline gelerek böceğin ağzına akar. Bununla beraber, hiç su içmeyen ve su ihtiyacını yediği besinden karşılayan çöl hayvanları da vardır. Sıcak çöllerdeki birçok hayvan, aşırı sıcaklardan korunmak için gündüzleri yer altında saklanıp geceleri dışarı çıkar. Meselâ fenek tilkisi, gününü kumun içinde açtığı çukurda geçirir, akşam hava serinleyince ava çıkar. Çöldeki yaşayan memeli hayvanların serinlemeleri için kendilerine büyük kulaklar verilmiştir. Büyük kulaklar yüzey alanını artırarak, vücut sıcaklığının düşürülmesine vesile olur.

Çöldeki bitkileri, geniş bir sahaya yayılan yüzeye yakın kökleri vasıtasıyla toprağa sızan yağmur suyunu olabildiğince emerler. Yaprakları, az buharlaşma olması için küçük yaratılmıştır. Çöl deyince aklımıza ilk gelen bitki olan kaktüslerin yüzeyi su kaybını önleyen özel bir maddeyle kaplanmıştır. Böylece, kaktüslerin kökleri ve değişen çaptaki dikenleri vasıtasıyla topladıkları suları, gövde veya yapraklarında biriktirmeleri sağlanır. Bazı çöllerde kaktüs ve çalı benzeri bitkiler, yılan, kertenkele, kaplumbağa, kuş gibi canlılara hem besin, hem de barınak vazifesi görürler.

Çöldeki Zenginlik

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar