• 4 ay önce
  • 0 Yorum
  • 281 Görüntülenme

Kendi fotoğrafını çekme hastalığı

Kendi fotoğrafını çekme hastalığı

Kendi fotoğrafını çekme hastalığı

Son zamanlarda hiç Facebook’a bir fotoğraf yüklediniz mi? Peki ya Instagram’a? Eğer yüklediyseniz, yüklediğiniz fotoğraf tamamen rastgele ve filtresiz miydi? Korkutucu olsa da, İngilizler hayatlarından mükemmel kareleri yakalamak için gittikçe daha fazlasını yapıyor. Yani bir araştırmada elde edilen şok edici verilere göre 18-25 yaş arası insanların yüzde 50’sinin evinde alt metni “işte her gün harika olan ben” olan mükemmel fotoğrafları çekmek için “selfie sahneleri” bulunuyor. Sorun şu ki bu noktalar günlük hayatın öylesine bir parçası değil. Çalışmaya katılanların itiraflarına göre bu yerler “güzel ışık aldığı”, “hoş bir arka plana sahip olduğu” ve “düzenli bir hava verdiği” için seçiliyor. Hatta bu insanların yüzde 64’ü sırf fotoğraflarını güzelleştirmek uğruna bu alanları düzenli olarak temizliyor.

Selfie çekmek hastalık mıdır?

Kendi fotoğrafını çekme hastalığı

Kendi fotoğrafını çekme hastalığı

İster son zamanlarda yaptığımız yemekler veya karın kaslarımız, ister birkaç havalı arkadaşla grup pozumuz olsun, 21. yüzyılda benlik anlayışımız sosyal medyayla çok yakından bağlantılı. Kaç arkadaşımız olduğu, aldığımız beğeni sayısı ve farklı dönemlerden geçerken kimin özel bir mesaj gönderdiği… Ancak tabi ki bu her zaman böyle değildi. Okumaya değer yeni kitabı “Selfie” de benlik anlayışını tarih öncesi dönemlerden dijital çağa kadar takip eden gazeteci Will Storr, kimlik anlayışımızın kökenlerinin çok daha eskilere dayandığını Storr’a göre sıklıkla fark etmeyi başaramadığımız şey şu ki inandığımız şeyler aslında hikayelerin, batıl inançların ve felsefenin bir karışımı. Kısmen selfie fenomenini destekleyen itibar ilgimiz ise kabile geçmişimizden geliyor. Örneğin kabilelerde statü gibi hiyerarşik sorunlar hayati önem taşıyordu. Bu arada, fiziksel görünüş ve etik değerin doğrudan bağlantılı düşünüyorsanız, 2000 yıl sonra bu yapının nasıl hala popüler kültürde yer aldığını düşünün. Ne sıklıkta fiziksel olarak çirkin bir kitap veya film kahramanı görüyorsunuz?

Kendi fotoğrafını çekme hastalığı: Selfie

Elbette hayatınızı çevrimiçi olarak paylaşmanızda normale aykırı hiçbir şey yok. Ancak derinlerde kendi benliğinizle olan iletişiminizi kaybederseniz ve diğerlerinin hakkınızda ne düşündüğünü kendi fikirlerinizin önüne koyarsanız o zaman bu bir hastalık haline gelir. Bu iki kavramı karıştırmanız bile olası. Başka birisinin görüşünü gerçek olarak kabul etmek psikolojide bilişsel birleşme adı verilen bir kavramdır. İşte o zaman tehlikedesiniz demektir.

Kendi fotoğrafını çekme hastalığı

Kendi fotoğrafını çekme hastalığı

Her ne kadar hepimiz elimizden gelenin en iyisi olmak istesek de, değerimizi dışarıya onaylatmaya çalışmak yerine, daha derinlere inerek kendi kendimize değerimizi anlamamız daha faydalıdır. Nasıl göründüğümüzü düzeltmeye çalışmaktansa, gerçekten neye inandığımızı sorgulamalı ve ona göre yaşamaya çalışmalıyız. Sizin için gerçekten önemli olan şey nedir? Asıl olarak neye değer veriyorsunuz? Bugün, bu ay veya bu yıl nasıl deneyimler yaşamak istiyorsunuz?
Belki de de Oscar ödüllü film Moonlight’ta baba figürü Juan tarafından genç Little’a verilen tavsiyeye kulak vermemizde fayda vardır: “Hayatta kim olmak istediğine karar verdiğin bir zaman gelecek. Kimsenin bu kararı senin yerine vermesine izin verme.”

Kendi fotoğrafını çekme hastalığı

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar