Birinci Dünya Savaşı Yıllarında Pontusçuluk Faaliyetleri

Konusu 'Cumhuriyet Tarihi' forumundadır ve Eylem tarafından 17 Ocak 2018 başlatılmıştır.

  1. Eylem

    Eylem Süper moderatör Yönetici

    Katılım:
    15 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.844
    Birinci Dünya Savaşı Yıllarında Pontusçuluk Faaliyetleri

    Merzifon Amerikan Koleji’nin desteğiyle kurulan Pontus Cemiyeti, daha birinci Dünya Savaşı başlarında Karadeniz’de Yunan egemenliğini sağlamak için gerekli altyapıyı oluşturma çalışmasına başlamıştı. Batum’un kuzeyinden İnebolu’nun batısına kadar olan Karadeniz sahilleri ile Kastamonu, Yozgat, Tokat, Amasya, Çorum, Sivas, Gümüşhane ve Erzincan vilayetlerini içine alan bölgede Pontus Devleti’nin kurulması planlanıyordu. Osmanlı Devleti’nin birinci Dünya Savaşı başında ilan ettiği seferberlik çağrısına uymayan, ya da sonradan birliklerinden kaçan Rumlar, dağlarda buluşup çeteler oluşturdular. Bu çeteler, bir taraftan
    bölgedeki İslam köyleri ahalisini iktisadi yönden baskı altına alırken, bir taraftan da bölgedeki Türklere saldırarak sindirmeye çalışıyorlardı. Özellikle Bafra mıntıkasında Nebiyan Dağı’nı üs seçen Rum çeteleri, bir taraftan Türk köylerini yakıp, halkı katlederek bölgeden göç etmeye zorluyor, bir taraftan da Anadolu’nun en uzak yerlerinden veya Rusya’dan Rum göçmenler getirip bölgeye yerleştirerek nüfus çoğunluğunu kendileri lehine değiştirmeye çalışıyorlardı. Ayrıca, Ruslara casusluk yapmaya başlayan Pontusçular, Türk cephesi gerisinde aktif düşmanlık hareketlerinde de bulunuyorlardı (Balcıoğlu, 1991:67;Yakın Tarihimiz, 1962:225-
    226;Doğanay, 2007:58-60). Osmanlı Devleti, yıllarca savaşarak ordunun can ve mal yükünü çeken Türk halkının güvenliğini sağlamak için bazı tedbirler almak zorunda kaldı. Bu tedbirlerden biri de 14 Mayıs
    1331 (27 Mayıs 1915) tarihli “Tehcir Kanunu”nu uygulamaya koymak oldu (Yazıcı, 1989:101- 102;Uras, 1987:605). Rum faaliyetlerinin savaşın sonucunu etkileyecek noktaya gelmesi, bölgede asayiş ve inzibatın bozulması üzerine, Osmanlı idarecileri Doğu Cephesi’nde Ermenilere uyguladıkları Tehcir Kanunu’nu Rumlar içinde uygulamaya koydu. Hükümet Karadeniz sahil kasabalarında casusluk ve çetecilik faaliyetlerinde bulunan Rumların, Anadolu’nun iç bölgelerine nakline karar verdi. Mahallî yetkililerin, naklin bütün Rumları kapsaması isteğine karşı Enver Paşa, 12 Mart 1916’da verdiği emirle, nakil kapsamına sadece
    casusluk ve çetecilik yapanların dahil olduğunu bildirdi. Osmanlı Devleti’nin yetkili makamları, Rum naklinin emniyet içerisinde yapılması için uygulamaya geçmeden önce bütün tedbirleri aldı. Nakil sırasında Rumlara fenalık yapanların –asker veya ahaliden- tutuklanarak Divan-ı Harbe gönderilecekleri, suçlu bulunanların idam cezasına çarptırılacağı ifade edildi. Gerekli bütün tedbirlerin alınmasından sonra casusluk ve çetecilik yaptığı tespit edilen Rumların 9 Mart 1916’da iç bölgelere sevkine başlandı (Balcıoğlu, 1993:95).
    Zararlı faaliyetleri tespit edilen Sinop Reji Müdüriyeti’nde çalışan Rum memurların iç bölgelere nakledilmek istenmesi üzerine, durum Reji Müdüriyeti tarafından hükümete şikayet edildi. Şikayet üzerine Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti, 14 Haziran 1916 tarihinde Kastamonu Valiliği’ne çektiği telgrafta, nakline karar verilen Rum reji memurlarının yerlerinde kalmalarını istedi (BOA, DH, ŞFR, D:65, G:204, 12 Şaban 1334). Savaşın zor günlerinde bile hükümet, Osmanlıya karşı düşmanla işbirliği yapmaktan çekinmeyen Rum vatandaşlarına, imkanlarını zorlayarak her türlü yardım ve desteği vermeye devam etti. 23 Eylül 1917’de Meclis-i Vükela, Sinop’ta çıkan yangın nedeniyle evleri yanan Rum ailelerine hazineden yardım yapılmasını
    kabul etti. (BOA, MV, D:209, G:56, 6 Zilhicce 1335). 3 Ekim 1917 tarihinde ise Meclis-i Vükela, Maliye Nezareti’ne, yangın nedeniyle açıkta kalan Rum ailelerin zaruri ihtiyaçları için olağanüstü giderler kaleminden 30.000 kuruş verilmesini tebliğ etti (BOA, DH, İ-UM, EK, D:39, G:44,16 Zilhicce 1335).
    Kendilerini eski Pontus Krallığı’nın varisi olarak gören Trabzon Rumları, I. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, Metropolit Chrysanthos önderliğinde Karadeniz Bölgesi’nde bir Pontus Devleti kurulması için propaganda faaliyetlerine hız verdi. Bu amaçla Avrupa’nın çeşitli ülkelerine heyetler gönderdiler. 1918 yılında ise Marsilya’da, Avrupa ve Amerika’daki Pontusçularla Türkiye’deki Pontusçuları bir araya getiren bir kongre topladılar (Jaeschke, 1991:57; Tansel, 1991:94)