Hadis Ezana Hürmet ile ilgili hadisler

Konusu 'Ayet ve Hadisler' forumundadır ve Eylem tarafından 10 Kasım 2017 başlatılmıştır.

  1. Eylem

    Eylem Süper moderatör Yönetici

    Katılım:
    15 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.844
    Ezana Hürmet



    ٢٩. عَنْ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ:

    «إِذَا سَمِعْتُمُ الْمُؤَذِّنَ فَقُولُوا مِثْلَ مَا يَقُولُ ثُمَّ صَلُّوا عَلَيَّ فَإنَّهُ مَنْ صلَّى عَلَيَّ صَلَاةً صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ بِهَا عَشْرًا ثُمَّ سَلُوا اللّٰهَ لِيَ الْوَسِيلَةَ فَإنَّهَا مَنْزِلَةٌ فِي الْجَنَّةِ لَا تَنْبَغِي إِلَّا لِعَبْدٍ مِنْ عِبَادِ اللّٰهِ وَأَرْجُو أَنْ أَكُونَ أَنَا هُوَ فَمَنْ سَأَلَ لِيَ الْوَسِيلَةَ حَلَّتْ لَهُ الشَّفَاعَةُ».

    Abdullah bin Amr bin as (r.a), Resul-i Ekrem Efendimiz’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu işitmiştir:

    “Müezzinin ezan okuduğunu duyduğunuzda, söylediklerinin aynısını siz de tekrar edin. Sonra bana salevat getirin. Çünkü kim bana bir salevat getirirse, Allah buna karşılık ona on defa salat eder. Daha sonra benim için Allah’tan «Vesile»yi isteyin. Vesile, cennette Allah’ın kullarından bir tek kişiye nasib olacak bir makamdır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Kim benim için Vesile’yi isterse, ona şefaatim vacip olur.” (Müslim, Salat, 11)

    ٣٠. عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللّٰهِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:

    «مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ النِّدَاءَ: (اَللّٰهُمَّ رَبَّ هٰذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلاَةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّداً الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ) حَلَّتْ لَهُ شَفَاعَتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ».

    30. Cabir bin Abdullah Hazretleri’nden rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

    “Kim ezanı işittiği zaman: «Ey şu mükemmel davetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allah’ım! Muhammed (s.a.v)’e “Vesile”yi ve fazileti ver. Onu, kendisine vaad ettiğin “Makam-ı Mahmud”a ulaştır» diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefaatim vacip olur.” (Buhari, Ezan, 8; Tefsir, 17/11. Ayrıca bkz. Ebu Davud, Salat, 37/529; Tirmizi, Salat, 43/211; Nesai, Ezan, 38/678; İbn-i Mace, Ezan, 4)

    ٣١. عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ عَنْ رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ:

    «مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ الْمُؤَذِّنَ: (أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ، رَضِيتُ بِاللّٰهِ رَبًّا وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولًا وَبِالْإِسْلاَمِ دِينًا) غُفِرَ لَهُ ذَنْبُهُ».

    31. Sa’d bin Ebu Vakkas Hazretleri’nden rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

    “Kim müezzini işittiği zaman: «Tek olan ve ortağı bulunmayan Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed (s.a.v)’in O’nun kulu ve Rasulü olduğuna şahitlik ederim. Rab olarak Allah’tan, Rasul olarak Muhammed (s.a.v)’den, din olarak İslam’dan razı oldum» derse, o kimsenin günahları bağışlanır.” (Müslim, Salat, 13. Ayrıca bkz. Tirmizi, Salat, 42/210; Nesai, Ezan, 38/677; İbn-i Mace, Ezan, 4)

    ٣٢. عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:

    «لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الْأَوَّلِ، ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا إِلَّا أَنْ يَسْتَهِمُوا لَاسْتَهَمُوا عَلَيْهِ».

    32. Ebu Hüreyre (r.a)’den nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

    “İnsanlar ezan okumanın ve namazı birinci safta kılmanın ne kadar faziletli olduğunu bilseler ve sonra da kur’a çekmekten başka çare bulamasalardı, muhakkak bunlar için aralarında kur’a çekerlerdi.” (Buhari, Ezan, 32, 9, Şehadat 30; Müslim, Salat 129)

    Açıklamalar:

    Kulluğun esası, Allah Azze ve celle'ye saygı göstermektir. Saygı hali ne kadar kusursuz olursa kulluk da o nispette kemal bulur. Allah Azze ve celle'nin yeryüzünde bazı nişaneleri (şeairi) vardır ki, onlara hürmet ve muhabbet beslemek, Allah’ı sevip O’na tazimde bulunmak manasına gelir. O alametlere saygısızlık ise, Cenab-ı Allah'a saygısızlık anlamı taşır. Bunlar; Kur’an-ı Kerim, Ka’be, Peygamber, ezan, namaz, kurban, Safa ve Merve gibi, Allah Azze ve celle'ye yakınlık hissi uyandıran alamet ve işaretlerdir. Allah Azze ve celle yeryüzüne koyduğu bu alametlere hürmetsizlikten kaçınmayı emretmiştir.[1] Onlara tazimde bulunup hürmet edenlerin ise, hayra nail olacağını bildirmiştir. ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur:

    “Her kim, Allah’ın hürmet edilmesini istediği şeylere saygı gösterirse, bu, Rabbinin katında kendisi için daha hayırlıdır.” (Hac 22/30)

    “Kim de, Allah’ın şeairine ta’zim gösterirse, şüphesiz bu, kalplerin takvasındandır.” (Hac 22/32)

    İslam’ın mühim alametlerinden biri de ezandır:

    Ezan vesaitiyle, İslamın esasları günde beş kez yüksek sesle ilan edilerek kafirler imana, müslümanlar da cemaatle ibadete ve birlik-beraberliğe davet edilmektedir.

    Bir yerde ezan okunduğunda, orada Müslümanların varlığı ve o civarın İslam toprağı olduğu ilan ediliyor demektir. Bu yönüyle ezan, tarih boyunca fetih ve zaferlerin vazgeçilmez bir unsuru olmuştur. Yeni fethedilen bir memleket, okunan fetih ezanıyla İslam diyarı haline dönüşmüş, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v), herhangi bir beldenin müslüman olup olmadığını, ezanla tesbit etmiştir.[2]

    Kendine özgü lisanıyla okunan ezan, hangi dili konuşursa konuşsun Tüm Müslümanlar tarafından dünyanın her yerinde rahatça tanınabilir ve mesajı kolayca anlaşılır.

    Ezan, peygamberlik vazifesinin bir devamıdır. Zira o, dinin en büyük rüknü ve bütün ibadetlerin esası olan namaza çağrıdır.

    Cenab-ı Allah, ezanla kullarını huzuruna davet etmektedir. Bu sebeple ezan, Allah Azze ve celle'nin kullarına verdiği kıymeti gösterir.

    Doğduğunda kulağına ezan okunan çocuklar, milli ve manevi terbiyenin ilk esasını, bu ilahi davetten alırlar.

    Dolayısıyla ezan, Müslümanların hürmet edeceği önemli nişanelerden biridir.

    Ezana gösterilecek saygının ilk tezahürü, onu abdestli olarak okumaktır. (Tirmizi, Salat, 33/200, 201)

    Bir diğeri de, müezzinle birlikte ezanı tekrar etmektir. Böyle yapan mü’minler, müezzinin aldığı sevabın aynısını kazanır ve Allah’tan bir şey istediklerinde dualarına icabet edilir.

    Alimlerin ekseriyetine göre, müezzinle birlikte ezanı tekrar etmek müstehaptır. Dolayısıyla ezanı duyan kimsenin, Kur’an okumayı, tesbihatı, selam alıp vermeyi ve konuşmayı terk etmesi güzel bir davranıştır. Bu hüküm, kamet için de aynen geçerlidir.

    Bazı rivayetlerde, müezzin “Hayye ale’s-salah” ve “Hayye ale’l-felah” dediğinde, dinleyenlerin “La havle ve la kuvvete illa billah” demeleri istenmiştir. (Müslim, Salat, 12; Ebu Davud, Salat, 36/527)

    Rasulullah (s.a.v), “Kad kameti’s-salah”tan sonra, “أَقَامَهَا اللّٰهُ وَأَدَامَهَا” “Allah onu ikame etsin ve devamlı kılsın” buyurmuştur. (Ebu Davud, Salat, 36/528)

    Bazı alimler, sabah namazında müezzin, “es-Salatü hayrun mine’n-nevm” dediğinde, “صَدَقْتَ وَبَرِرْتَ” “Doğru söyledin ve iyi yaptın” şeklinde mukabele edileceği görüşündedirler.

    Aynı vakitte birkaç ezan işiten kimsenin, birine icabet etmesi kafidir.

    Ezan bittikten sonra Peygamber Efendimiz’e salevat getirilir ve hadislerimizde öğretilen dualar okunur. Bu dualar, Rasulullah (s.a.v) için yapılıyormuş gibi görünse de hakikatte kulun kendi faydasınadır. Zira bir salevat getirene Allah Teala on defa rahmet eder ve günahlarını bağışlar. Yine kendisi için istediğimiz yüce makamlar vasıtasıyla Allah Rasulü (s.a.v), bütün insanlığa şafaat edecektir.

    Dinin alameti olan ezanı, bu şekilde tekrar eden ve duaları okuyan kişi, İslam’a girip Allah’a boyun eğdiğini ve O’na itaat ettiğini göstermiş olur. Güç ve kudretin sadece Allah’a ait olduğunu vurgulayarak, ibadete yönelmesinin kendisinde bulunan bir üstünlükten kaynaklandığı şeklindeki yanlış düşüncelere kapılmaz. Bütün kalbiyle ilahi davete icabet eder.

    Ezana hürmetin bir diğer tezahürü de, ezan başladığında vaaz ve nasihatin bırakılmasıdır.

    İlk iki hadiste zikredilen “Vesile” ile “Makam-ı Mahmud”, çok yüksek bir derece olup Allah’a yakınlık ve şefaat makamıdır. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

    “Gecenin bir kısmında, sadece sana mahsus bir fazlalık olmak üzere teheccüde kalk (Kur’an, namaz ve zikirle meşgul ol)! Umulur ki Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a eriştirir.” (İsra 17/79)

    Rasulullah (s.a.v), bu makamda sadece kendi ümmeti için değil, bütün günahkarlara şefaat edecek, insanların en sıkıntılı olduğu bir anda, ilahi rahmetin tecelli etmesi için niyazda bulunacaktır.

    “Övgüye layık yer, herkesin medhettiği yüksek dereceli manevi makam” manasına gelen Makam-ı Mahmud, aynı zamanda, İslam’ın insanlık alemine yayılıp kabul görmesini ve Hz. Peygamber’in isminin, ezan ve diğer vasıtalarla bütün dünyaya duyrularak her an tekrarlanmasını ifade etmektedir.

    Üçüncü hadisimizde tavsiye edilen ezan duasında, iman ve İslam esasları ikrar edilmektedir ki, ezanın da aynı mahiyette olduğunu daha önce söylemiştik. Bu durumda müslüman, günde beş defa dinin esaslarını tekrarlayarak iman ve teslimiyetini tazelemektedir. Devamlı canlı tuttuğu bu şuur sayesinde, dünyaya kapılıp gitmekten kurtulmaktadır.

    Rasulullah (s.a.v), ezan okunurken,[3] ezan ile kamet arasında[4] ve kamet getirilirken[5] gök kapılarının açılacağını ve o anda yapılan duaların kabul edileceğini haber vermiştir.

    Ezan bu derece faziletli olunca, onu okuyan insanlar da bundan hisse almaktadır. Nitekim müfessirler, şu ayet-i kerimenin aynı zamanda müezzinlerin faziletini beyan ettiği kanaatindedir:

    “Allah’a davet eden, salih ameller işleyen ve: «Ben gerçekten müslümanlardanım» diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussılet 41/33)

    Müezzinlerin faziletine dair pek çok hadis-i şerif nakledilmiştir. Müezzinin sesini işiten cin, insan ve her türlü varlık, kıyamet günü onun için şahitlik edecektir. (Buhari, Ezan, 5; Tevhid, 52; Bed’ü’l-Halk 12)

    Müezzinler, ezan sayesinde itikatları sağlamlaşıp, iyilik, hayır ve salih amelleri artacağından, kıyamet gününde önder mevkiinde olacak ve arkalarında bir cemaat bulunacaktır. (Bkz. Müslim, Salat, 14; İbn-i Mace, Ezan, 5)

    Ezana hürmetsizlik edenler ise kötü bir akıbete duçar olurlar. Şu hadise bunun bariz misallerinden biridir:

    Medine hristiyanlarından birisi, müezzin, “Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehadet ederim” deyince:

    “–Yalancı olan yansın” derdi.

    Bir gece hizmetçisi elinde ateşle eve girdi. O esnada hristiyan ile ailesi içerde uyuyordu. Ateşten bir kıvılcım sıçrayarak evi ve içindekileri yaktı.

    Bu hadise üzerine şu ayet-i kerime nazil oldu:

    “Ezan okuyarak namaza çağırdığınızda, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Böyle yapmalarının sebebi, onların akıllarını kullanmayıp bu güzelliği kavrayamayışlarıdır.” (Maide 5/58) (Vahıdi, s. 203; Kurtubi, VI, 146)

    [1] Maide 5/2.

    [2] Bkz. Buhari, Ezan, 6; Müslim, Salat, 9; Ebu Davud, Cihad, 91/2635; Ahmed, III, 448-449.

    [3] Heysemi, I, 328.

    [4] Ebu Davud, Salat, 35/521; Tirmizi, Salat, 44/212.

    [5] Ahmed, III, 342.