Hudeybiye Antlaşması hakkında kısaca bilgi veriniz

Konusu 'Dini soruların cevapları' forumundadır ve Eylem tarafından 5 Eylül 2018 başlatılmıştır.

  1. Eylem

    Eylem Süper moderatör Yönetici

    Katılım:
    15 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.844
    Hudeybiye Antlaşması hakkında kısa bilgi

    Hz. Peygamber'in (s.a.v) siyerinin dönüm noktalarından birisi Hudeybiye Antlaşması'dır (h. 6/m. 627). Hudeybiye'den önce Medine İslam toplumunun siyasi ve askeri durumu pek parlak değildi. Güneyde Medine’yi devamlı tehdit eden Mekkeli müşrikler. kuzeyde ise Gatafan ve Fezare kabileleriyle Medine'den çıkarılan Beni Nadir'in yerleşmesi sonucunda bir Yahüdi merkezi haline gelen Hayber bulunuyordu. Ayrıca -Serahsi'ye göreHayberli Yahudilerle Kureyş arasında. Hz Peygamber'in (s.a.v) taraflardan birine saldırması halinde birlikte karşı koymak ve gerekirse yine birlikte Medine'ye saldırmak üzere bir antlaşma yapılmıştı.“6' İki tarafla tek başına baş edemeyeceğini hesap eden Medine İslam toplumunun, en uygun ve en etkili tarafla anlaşıp, onu oluşan ittifaktan koparması gerekiyordu. En uygun tarafın Mekkeli müşrikler olduğunu mülahaza eden Resülullah (s.a.v), Mekke ile savaş hali sürmesine rağmen arayı düzeltmek için bir dizi teşebbüste bulundu. Zira Mekkeli müşriklerle yapılacak bir sulh, Müslümanlara karşı oluşan ittifakın başsız kalması ve dağılması demekti. Siyasi şartların bu şekilde geliştiği bir dönemde, Resülullah (s.a.v), ashabıyla birlikte umre yapmaya karar verdi. Umre hazırlıkları tamamlanıp yola çıkıldığında Hz. Peygamber (s.a.v). -si[ahları kınlarında olan 1400 kişilik bir kafileyle Mekke'ye hareket etti.“ Resul-i ekrem Efendimiz'e (s.a.v) Kureyşli müşriklerin Müslümanları Kabe'ye sokmak istemedikleri ve onlarla savaşmak üzere hazırlık yaptıkları haberi geldi.

    Müslümanlar, Hudeybiye’de konakladı. Allah Resulünün (s.a.v) dostu Tihameli Büdeyl b. Verka' el-Huzai bir grupla birlikte onun (s.a.v) huzuruna geldi. Resülullah (s.a.v): "Biz kimse ile savaşmak için gelmedik, umre yapmak için geldik. Şüphesiz savaş Kureyş’i yordu ve onlara zarar verdi. Eğer isterlerse, kendilerine bir sulh müddeti veririm ve insanlarla aramdan çekilirler. Şayet ben başarılı olur ve onlar da insanların girdiği bu yola girmek isterlerse gelirler. Eğer ben başarılı olmazsam, onlar da rahat ederler. Eğer bunu kabul etmezlerse, hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, başım gövdemden ayrılıncaya kadar bu dava uğrunda onlarla savaşırım. Allah, mutlaka emrini gerçekleştirecektir" buyurdu. Bazı gelişmelerin ardından Hz. Peygamber (s.a.v) Mekkeliler arasındaki nüfuzu sebebiyle Hz. Osman'ı (ra) elçi olarak gönderdi. Hz. Osman (ra), Kureyşli müşriklerin ileri gelenleriyle görüştü. Ancak Kureyşli müşrikler, Müslümanların Kabe'yi ziyaret etmelerine izin vermeyeceklerini kesin bir dille ifade ettiler ve eğer isterse sadece kendisinin Kabe’yi tavaf edebileceğini bildirdiler. Hz. Osman (ra), Hz. Muhammed (s.a.v) Kabe'yi henüz tavaf etmediği için bu teklifi kabul etmedi. Kureyşliler, onun bu tutumuna çok kızdılar ve kendisini göz hapsine aldılar.