• 3 hafta önce
  • 0 Yorum
  • 5604 Görüntülenme

Mucize Meyve: Muz

Mucize Meyve: Muz

Mucize Meyve: Muz

Topikal meyveler içinde ilk akla gelenler; muz, hurma, ananastır. Bunlardan muz; her yaştaki insanın severek, kolayca yiyebildiği, lezzetli ve besin değeri yüksek bir meyvedir. Vücudumuzun ihtiyacı olan besin maddelerini ihtiva eden ve mükemmel bir ambalaj içinde istifademize sunulan muz, tefekküre vesile özellikler taşımaktadır.

Muz, ülkemize 1700’lü yıllarda Mısır’dan getirilmiştir. 1930’lu yıllardan itibaren Torosların sınırladığı Akdeniz Bölgesi’nin kıyı şeridinde yetiştirilmektedir. Denize bakan yamaçlarda yetiştirilen muz için denizden esen nemli rüzgarlar, sıcak hava kadar önem arz eder. Çok farklı çeşitleri olmakla birlikte ülkemizde “Anamur muzu” denilen kısa boylu Cavendish, Grand Nine; Şimşek olarak isimlendirilen orta boylu muz ile Çikita denilen uzun boylu muz türleri üretilmektedir. Hasat dönemi normalde eylül-ekim ayları olmakla birlikte günümüzde seralarda yıl boyunca yetiştirilmektedir.

Muz bitkisi, ilmi sınıflandırmada Musaceae familyasının Musa cinsine aittir. Meyve üretimi için tercih edilen çeşidi, ‘Musa accuminata ve Musa balbisiana’ isimli diploid türlerinin melezidir. Bu muz çeşidi, daha çok, Güney Doğu Asya, Uzak Doğu, Güney Amerika, Orta Kuzey Amerika, Afrika, Okyanusya ve Avrupa’da üretilmektedir.

Muz, tohumdan üreyen bir bitki değildir. Doku kültürü yoluyla, yumru parçasıyla veya dip sürgünleri ile çoğaltılır. Toprak altında kalan çok yıllıklı gövdesi (yumru) yatay olarak uzanıp etrafına kök salar. Tek yıllık olan toprak üstündeki yalancı gövdesinde, iç içe geçmiş kın ve yapraklar belli bir sayıya ulaştığında çiçek tomurcuğu oluşturulur. Yalancı gövdenin ortasındaki yaprak demetlerinin arasından çıkan çiçek sapı, mor renkli çiçek topluluğunu taşır. Muz çiçekleri açarken sesler çıkar. Bu sesler, dal vermek denilen, çiçeklerin kendilerini saran kabuktan çıkıp muz hevenginin meydana gelmesi sırasında gövdedeki yırtılma anında çıkan seslerdir. Bu hadiseye “Muz doğuruyor.” denir. Tomurcuk hızla gelişirken, mor renkli yapraklar açılır ve çiçekler görülmeye başlar. Çiçek topluluğu dışarı çıktıktan sonra, yere doğru eğilir. Meyveler ise, yukarı doğru dikilip muz hevengini meydana getirir. Muz, partenokarp bitki olduğundan meyvesi çekirdeksiz üzümde olduğu gibi dişi çiçeklerden döllenmeksizin meydana getirilir. Çiçeklerin meyveye dönüşme ve olgunlaşma zamanı ortalama üç aydır.1

Besin değeri yüksek meyvelerden olan muzun 100 gramında; 75,7 gr su, 1,1gr protein, 0,2gr yağ, 22 gr karbonhidrat (fruktoz, glikoz, sakaroz şekerleri ve nişasta, selüloz, pektin) yanında potasyum, kalsiyum, demir, fosfat, bakır, çinko, magnezyum gibi mineraller vardır. Ayrıca meyve asitleri ve A, B1, B2, B6, B9, C, D, E ve P vitaminleri bulunmaktadır. Muz, hamken yeşil renklidir, şeker nispeti % 1, nişasta ise % 20 civarındadır. Olgunlaştığında şeker nispeti % 20’lere çıkarken nişasta % 1’lere iner.

Muz, yeşil renkteyken ham halde kesilir, kapalı mekanda bekletilerek olgunlaştırılır. Ham muz 5-10 derece sıcaklıkta, % 80-90 bağıl nemde 15 gün kadar muhafaza edilebilir. Muzun olgunlaşması depolarda veya nakil araçlarında etilen gazı ile sağlanır. Olgunlaşan muzun kabuğu, sarıya dönüşür ve kabukta kahverengi benekler ortaya çıkar. Olgunlaşmanın belirtisi bu benekler, muhtevasındaki nişastanın yeterli miktarda şekere dönüştüğüne işaret eder. Olgunlaşan meyvelerin kısa sürede tüketilmesi gerekir. Uzak bölgelere muzun bozulmadan nakli önceleri büyük problem iken, günümüzde problem değildir. Çünkü muzun olgunlaştırmasını geciktirici metilsiklopropen (MCP) kullanılır. MCP uygulandığında etilen alıcılarına bağlanarak etilenin bağlanmasını engellemekte ve böylece olgunlaşma geciktirilmektedir.2 Muzu saklama sıcaklığı 13-15 derece olduğundan, buzdolabına konduğunda kabukları hemen kararmaya başlar. Bu yüzden kağıt ambalajda, uygun bir yerde saklamak daha isabetli olur.3

Genellikle meyve olarak tüketilen muzun bazı türleri, pişirilerek de yenir. Ayrıca cips, bebek maması olarak, püre, un haline getirilerek, suyu çıkarılarak ve kurutularak da değerlendirilmektedir. Bazı yerlerde muz çiçeği yapraklarından salata ve salata süsü yapılmaktadır. Bunun yanısıra muz yüz ve cilt bakımında da kullanılır.

Meyvesinden başka muz bitkisinin gövde ve yapraklarından elde edilen elyaftan; halat, oto döşemeleri, şapka, hasır, çanta ve hediyelik eşyalar yapılır. Muz bitkisinin yaprak ve sapları, çatı örtüsü olarak da kullanılır.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) istatistiklerine göre, dünyada 1995 yılında 55-60 milyon ton muz üretilirken, günümüzde 90-100 milyon ton üretilmektedir. Üretimin % 25’i Hindistan’da, büyük bir kısmı ise, Filipinler, Çin, Brezilya ve Ekvador gibi ülkelerde yapılmaktadır. Dünyada belirli yerlerde yetiştirilmesine rağmen, en geniş alanda en çok ticareti yapılıp tüketilen muzu daha çok gelişmiş ülkeler ithal etmektedir.

MUZUN FAYDALARI
Vakıa Sûresi 29. ayette mealen “dolgun salkımlı muzlar” ifadesi yer almaktadır. En’am Sûresi 99. ayette ise mealen; “Her birinin meyvesine, bir ilk meyve verdiğinde, bir de tam olgunlaştıkları zaman bakın! Elbette bütün bunlarda iman edecekler için alınacak birçok dersler vardır.” ifadesiyle, meyvelerin olgunlaşma sürecine dikkat çekilmektedir. Muzun olgunlaşmasına bağlı olarak, muhteviyatının ve tadının değiştiğine işaret eden bu ayet, büyük ölçüde muz gibi olgunlaşma geçiren meyvelerle alakalı ilmi araştırmaların önemine de dikkat çekmektedir. Muzun, birçok hastalıkları önlemede veya tedavide fayda sağladığı araştırmalarla ortaya konmuştur. Muz, sütle ezildiğinde bebekler için ideal bir başlangıç besini olduğu gibi, vücudun yıpranmasını azaltıp yaşlanmayı da geciktirir. Muz, mide ve bağırsak kanamalarından sonra, ülser hastalarına ve çeşitli yemek borusu rahatsızlıklarında kişiye öncelikle verilebilecek meyvedir. Reflüsü ve ülseri olanlara ara öğünlerde muz tavsiye edilir. İçindeki sodyum ve potasyum vücudun su dengesinde, kalb atışlarının normalleşmesinde tesirlidir. Demir bakımından zengin olduğundan kansızlığa karşı iyi bir besindir. Zengin muhteviyatı ve güzel kokusuyla muz, “serotonin” salgılanmasını uyarıp, mutluluk hissi ve keyif verdiği gibi iyi iletişim kurmaya, hızlı karar vermeye ve kolay konsantre olmaya vesile olur. Sakinleştirici ve stres azaltıcı olduğundan öğün aralarında muz tavsiye edilmektedir.4

Çocukların kemik gelişimini desteklediğinden ve kadınların adet sancılarını hafiflettiğinden kişilere muz yemeleri tavsiye edilmektedir. Krampları engeller, öksürüğe ve göğüs ağrılarına iyi gelir. Muz, enerji vermenin yanısıra sinir sisteminin düzenli bir şekilde çalışmasında, vücut sıvılarının asit-baz dengesinin sağlanmasında ve bağışıklık sistemini güçlendirmede faydalıdır. Potasyum ve magnezyumca zengin olduğundan akşam yemeği ile uyku saati arasında yenen muz, dinlendirici bir uyku için faydalanılabilecek bir meyvedir.

Karbonhidratlar; beyin, merkezi sinir sistemi ve adalelerin en mühim enerji kaynağı olmalarının yanında, kan şekerinin ani yükselmesine sebep olur. Kan şekeri hızla yükseldiğinde pankreastan salgılanan insülin sayesinde şeker veya yağ olarak depo edilir ve şişmanlığa yol açar. Bu yüzden şeker nispeti yüksek olan muz gibi gıdaların, yeterli miktar ve uygun zamanlarda alınması daha faydalıdır.

A vitamininin öncü maddelerinden beta karoten, muzda bol miktarda bulunur. Beta karoten serbest radikallerin nötralize edilmesine yardımcı olur; bağışıklık sistemini destekler, kalb-damar hastalıklarını önlemeye vesile olur; kansere karşı da koruyucudur. Kolesterol ve karaciğer yağlanmalarının oksitatif zararlarına mani olan beta karoten, E ve C vitaminleri ile beraber alındığında daha faydalıdır ki, muzda bunların hepsi birlikte bulunmaktadır.

Lif miktarı bakımından da zengin yaratılan muz, diyette de kontrollü olarak kullanılabilir. Yüksek lif miktarından dolayı bağırsak hareketlerini kolaylaştırıcı olan muz, kolon ve kalın bağırsak kanserlerini önlemeye vesile olduğu bilinmektedir. Ayrıca ishali tedavide tercih edilir. Kimyevi sindirime mukavemetli olan muzda da bulunan lifler, suda çözünenler (pektinler, zamklar, ağaç sakızı) ve suda çözünmeyenler (selüloz, hemiselüloz) olarak sınıflandırılır. Çözünmeyen lifler kolon bakterileri tarafından parçalanmaya mukavemetli olduğundan, sindirim sisteminden geçen maddelerin hızını ve dışkı hacmini artırırken su emilimini sağlar.

Suda çözünen lifler parçalanarak, kısa zincirli yağ asitleri (SCFA) meydana getirilir. Gastrointestinal (mide bağırsak) sistem enzimlerine mukavemetli besinlerin kolonda anaerobik bakteriler tarafından sindirilmesi neticesinde ortaya çıkan SCFA’lar bağırsak mukozasındaki yağın kaynağıdır. Ayrıca SCFA su ve sodyum geri emilimini artırarak sulu dışkılamaya mani olmaktadır. Kolon mukozasının kanserojenlerle temasını azaltarak lifler, kansere karşı koruyucu rol oynar.

Fruktooligosakkarit (FOS) karbonhidratların oligosakkarid grubundan olup muzun muhtevasında tabii olarak bulunur. FOS ihtiva eden muz gibi meyveler, az alınması durumunda, kolon başlangıcındaki mikroflora tarafından hızla fermente edilmektedir. Bu bileşikler faydalı oldukları yerden daha önce fermente olduğu için, kanser vb hastalıklar kolonun daha ziyade son kısmında görülmektedir. Muzun muhteviyatında bulunan FOS gibi moleküller, kalın bağırsakta mikroflora için substrat vazifesi yaparak sindirim sistemi sağlığı açısından önem arz eder. Ayrıca ince bağırsaktaki mikroflora da FOS’ları fermente edebilir ve bunun neticesinde kalsiyum emilimi daha fazla olur.5

Muz bitkisi, genetik yapısı değiştirilerek Hepatit, kuduz, dizanteri, kolera ile ishal ve diğer bağırsak enfeksiyonlarına karşı kullanılan aşı proteinlerini üretmede de kullanılmaktadır.6

Allah (celle celaluhu), her bir ağaca meyveleri adedince hikmetler, çiçekleri adedince vazifeler yüklemiştir. Muz meyvesi, kendine has rengiyle, kokusuyla, tadıyla ve zengin muhteviyatıyla Allah’ın sanatının bir harikası, güzel bir nimeti ve ahiret’te İlahi lütufların bir müjdecisidir.

 

Benzer Konular

Yorumlar & Görüşler

Daha önce yorum gönderilmemiş. İlk yorumlayan siz olun!

Yorumunu Gönder

Son Yazılanlar